Browsed by
Aylar: Mayıs 2016

Ot Yesem Yaylalarda, Bana Ne Lazim Borek!

Ot Yesem Yaylalarda, Bana Ne Lazim Borek!

Hep hircin derler onun icin… Tersi terstir… Pusludur cogu zaman, pek gostermez kendini… Ama icinde ne deliligi vardir onun, ne de pusu… Kivrila kivrila ciktigin yollarinda seni kucaklar yesiliyle, gurul gurul akan selaleri ile… Cocukluk hayalimin gerceklesmesine gunler kala evren bir hayalimi daha gerceklestiriyor surpriz bir sekilde 🙂 Bu kez Bukla Tur’la Dogu Karadeniz’deyim…

Trabzon’a indigimizde bekledigimiz o hircin yuzunu gosteriyor Karadeniz… Hava hem sisli hem de yagmurlu. Sanki gucunu kanitlamak istiyor bize… Arka fonda Gokhan Birden’den Uskut Dagi caliyor. Daha once hic duymadigim bu sarki, Karadeniz gezimize damgasina vuruyor… Iste hayatimda iz birakan ve muhtesem gecen 4 gunun detaylari…

1.Gun

Ayasofya Camii:

Ayasofya Camii 12.yy’da Trabzon Imparatorlugu’nu kuran Komnenos Ailesi tarafindan yaptirilmis. Trabzon’un en onemli kliselerinden biri. Ancak etrafta onca camii olmasina ragmen 2 yil once camiiye cevirilmis. Ayasofya’nin anlami kutsal bilgelik, Isa’ya ithafen yapilan anlamina geliyor. Turkiye’de 3 Ayasofya Klisesi bulunuyor. Bunlardan biri Istanbul’da digeri de Nevsehir’de bulunuyor. Kilisenin girisindeki kabartmalar Insanligin Yaratilis sahnesini temsil ediyor.

Kiliseden sonra kahvalti icin hemen Ayasofya’nin yanindaki yine ayni isimli kahvalti mekanina geciyoruz. Burasi gercekten vasat denilebilecek bir mekan, yalnizca kayganayi cok begendim. O nedenle kahvalti icin pek onermiyorum.

Mencuna Şelalesi

Uzun suren yolculugun sonunda Artvin’in Arhavi ilcesindeki Mencuna Selalesi’ne variyoruz. Mencuna Selalesi’ne 18. yy’da yapilan Ciftekopru’yu gecip, orman icinden yapacaginiz yarim saatlik bir yuruyusle varabiliyorsunuz. Yesil, daracik yollardan yururken biraz yorulabilirsiniz ama gordugunuz manzara gercekten tum yorgunlugunuzu aliyor…

 

20160519_144025

Selaleden sonra uzunca bir yol gidiyoruz. Fazlasiyla islanmis ve usumusuz, ac da olunca biraz huysuzlanmaya basliyoruz. Neyse ki Hopa’da ogle yemegi yiyecegimiz Ustabas Restorani’na variyoruz. Cag Kebabi ve Karadeniz pidesi yiyoruz. Cag Kebabi cok iyi degildi ama guzel bir Karadeniz pidesi yemek istiyorsaniz kesinlikle dogru adres 🙂 Kisi basi 20 TL.

Gurcu Pazari / (Hopa)

Macahal’deki otelimize gitmeden once biraz alkol stogu yapmak icin bir Tekel’e girip Gurcu Sarabi olup olmadigini sormamla ogrendim Gurcu Pazarini. Sagolsunlar tarif ettiler. Hopa’da her gun Gurcu Kadinlarin kurdugu pazar Belediye’nin hemen arkasinda kuruluyor. Peynirden yumurtaya, alkolden konserveye kadar bir cok sey mevcut. Biz Gurculerin kirmizi ev sarabi ve meshur Caca’sindan alip Macahale’e dogru yola koyuluyoruz.

Hava hafiften kararmak uzere, yagmur yagmaya devam ediyor. Tek dilegimiz ertesi gun gunesin yuzunu gostermesi, yol boyunca ekipce dua ediyoruz. Uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra Macahel’deki otelimize variyoruz.

Greeroof Otel

Greenroof Otel yine orali bir aile tarafindan yapilmis, ahsap bir otel. Otele ayakkabi ile girmek yasak, oldukca sirin ve sicak bir yer. Otelin sahibinin ev yapimi Karadeniz yemekleri ile biraz da olsa kendimize geliyoruz. Yemek sonrasi Gurcu Sarabina 1 kapak da Caca eklemek suretiyle servis soforumuz Bayram abi tarafindan lakabim “kapakci”oluyor ve gecemiz rehberimiz Sadik’in bize horon ogretmesiyle son buluyor 🙂

IMG_8219

( Greenroof Otel’in manzarasi)

2.gun

Sabah erkenden uyaniyoruz… Hava gunesli, Macahel’in sirtlarini sis yavasca opuyor. Muhtesem bir manzara… Uzunca bir sure sadece bakiyorum ve baska hic bir sey dusunmuyorum. Kahvaltidan sonra Maral Selalesi’ne dogru 1 saatlik bir yuruyus yapiyoruz. Zaman zaman zorlu, zaman zaman kolay bir yuruyus parkuru. Etrafa bakinmaktan ve fotograf cekmekten yuruyus suremiz uzasa da her bir anin keyfine variyoruz.  Hava iyiden iyiye isiniyor. Selale’nin oldugu yere geldigimizde seyir terasindan muhtesem manzarayla mest oluyoruz. Selale kenarina inmek biraz zor ama sakatlik cikmadan inmeyi basariyoruz. Ekipteki bazi cilginlar selalenin buz gibi sularina kendilerini atiyorlar, bize de onlari fotograflamak kaliyor 🙂

IMG_8256

IMG_8271

IMG_8271

Seyir terasina tekrar ciktigimizda, Rehberimiz Sadik kulebeyi aciyor. Lara ve Kadriye Hanim’la birlikte hepimize cay ve kahve yapiyorlar. Keyfime diyecek yok. Bir yandan gurleyen selalenin sesi, bir yandan yesilin binbir tonu. Dogada olmak iyi geliyor.

Otele yuruyerek donuyoruz… Esyalarimizi toparlayip ogle yemegi icin Borcka’daki Iremit Pansiyon’a gidiyoruz. Sevda Abla’nin kendi elleriyle yaptigi tursu kavurma, Gurcu yahnisi ve ev yapimi baklava muthis. Neredeyse hic konusmadan buyuk bir istahla yemekleri yiyoruz. Fiyatlar kisi basi 30 TL.

Maral Koyu / Iremit Camii

Yemegimizi yedikten sonra yol uzerinde Maral Koyu’ndeki Iremit Camii’ne gidiyoruz. Bu camiinin ilk yapilis tarihi bilinmiyor. 1965’te yikilip tekrar su andaki mevcut camii yapilmis. Icerisindeki oyma ve suslemeler daha onceki camiiden orjinal alinarak tekrar monte edilmis. Suslemeler ve boyamalar o kadar etkileyici ki hayran kalmamak elde degil.

 

20160520_140554

20160520_140937

Borcka Karagol

Karagol’e gitmek icin yine yollara dusuyoruz. Programin biraz gerisindeyiz. Rehberlerimiz Sadik ve Baran bu saatlerde gole sis indigini ve havanin kapali olabilecegini soyluyor. 1,5 saat suren yolculukta gozumuzu kirpmadan dogayi seyrediyoruz tabi ki soforumuz Bayram Abi’nin muhtesem Karadeniz muzikleriyle…

Hafif sis cokmeye baslasa da Karadeniz bizi sevecek olmali ki gole indigimizde hava tamamen aciliyor. Golun, gokyuzunun ve agaclarin rengi birbirine karismis. Bir film karesi gibi onumuzde tum guzelligiyle duruyor. Saatlerce baksaniz, sikilmayacaginiz bir manzara. Ben ne desem bos. Vaktiniz varsa golun etrafinda bir tur atin, hayatin tum kosturmacasini unutup, zamanin durdugu Karagol’un keyfini cikarin.

20160520_170807

 

Oberj Otel

Atlari baglayin, geceyi burada gecirecegiz 🙂 Oberj Otel Rize’nin Ayder Yaylas’inda Bukla Tur’un islettigi sirin mi sirin bir otel. Otel kurallari Bukla Tur’un rehberleri gibi pek espirili yazilmis. Espirili derken siz gulesiniz diye degil, gayet ciddiler J Aksam yemeginde alabalik ve yine Karadeniz mutfaginin leziz yemekleri var. Tum gunun yorgunlugu cikiyor, ertesi gunku yogun tur icin herkes odalarina cekiliyor.

20160521_073248

3.Gun

Gun yine erken basliyor. Ama benim icin daha erken. Sabah 5.30’da uyanip, kendimi disariya atiyorum. Gunes doguyor Ayder Yaylasi’nin eteklerinin ardindan. Sadece kus sesi ve eriyen karlarla olusan selalelerin sesi. Mis gibi, tertemiz hava… Nefes aldigimi hissediyorum.

Elevit Yaylasi

Yuruyus sonrasi ekiple birlikte kahvalti yapiyoruz ve Elevit Yaylasi’na gitmek uzere yola koyuluyoruz. Elevit, Camlihemsin’e bagli 1800 metre yukseklikte olan bir yayla. Burada Karadeniz’in tipik yayla evlerini gorebilirsiniz. Bu koyde yasayan koylerin tapulari yok, devlet koylulere oturma izni vermis. Ben Elevit’e yerlesecegim derseniz yerlesemiyorsunuz. Zira Karadeniz’de mal satmak yok. Ancak Karadenizli biriyle evlenirseniz, buralarda yasayabiliyorsunuz.

IMG_8326

IMG_8331

Koye tepeden baktigimda, insanlarin buraya nasil geldiklerini dusunuyorum ister istemez. Aracla zor geldigimiz bu yerlere insanlar zamaninda hayvanlariyla yuruyerek gelirmis. Karadeniz insaninin bu kadar saglikli olmasinin bir nedeni var elbet… Koyu dolasirken “Yok Yok Bakkaliyesi”ni goruyoruz. Sahibi artik rahbetli olmus, koyu bir Fenerbahce taraftariymis.

IMG_8329

Cat Koyu

Elevit Yaylasi’ndan sonra Zilkale’den gecip Cat Koyu’ne gidiyoruz. Burasi vadinin ustunde bir platoya kurulmus, eski ahsap evler  ve konaklarla suslu ve ozellikle manzarasi mukemmel bir yer. Gerci Karadeniz’deyseniz gordugunuz her yer icin mukemmel tanimini kullanabilirsiniz.

Palovit Şelalesi

Zilkale Harabesi’ni gectikten sonra baslayan selale, Karadeniz’in debisi en yuksek selalesi. 15 metre yuksekliklikten akan selaleyi seyir terasindan izleyebiliyorsunuz. Ancak son yillarda baslatilan baraj calismalari, her yaylaya yol projeleri Karadeniz’in dogasini da tehdit ediyor.

IMG_8334

Makrevis Koyu

Palovit’ten ayrildiktan sonra ogle yemegi icin Makrevis koyune dogru yola cikiyoruz. Yol biraz uzun suruyor, yorgunuz ve aciz. Epey sapa yollardan geciyoruz ve ben ac olmam sebebiyle giderek huysuzlaniyorum. Cunku acken ben, ben degilim 🙂 Acliktan olacak Bukla Tur’un ozellikle Dogu Karadeniz Turlarinin piri oldugunu unutuyorum. Muhtesem bir konaga geliyoruz, manzarasi yesil bir vadiye bakiyor. Basoglu Ailesi 60 yillik aileden kalma konaklarini restore edip, café ve pansiyon yapmislar. Pansiyon henuz hizmet vermiyor ama birbirinden hamaratli Basoglu Ailesi’nin kadinlari inanilmaz bir ziyafet sunuyor. Ozellikle bu zamana kadar yedigimiz en iyi kuymagi burada yiyoruz. Karincalar gibi onumuze ne konursa saniyeler icinde zevkle tuketiyoruz. Lezzetli yemekleri kadar Basoglu Ailesinin guler yuzu ve misafirperverligi ile iyice keyifleniyoruz. Kisi basi fiyat: 30 TL

20160521_161054

 

20160521_160805

Yemegimizi yedikten sonra otelimize geri donuyoruz. Aksam senlik var. Bukla’nin Karadenizli rehberleri ile horon tepiyoruz. Beni biraksalar sabaha kadar horon tepebilirim, o kadar egleniyorum J Bukla’nin neden bu kadar iyi oldugunu bir kez daha anliyorum. Isini cok seven, dogaya hayran rehberleri bize unutulmaz bir gece yasatiyor.

4.Gun

Kuntz Yaylasi

Gun yine erken basliyor benim icin… Gun dogumuyla kalkiyorum… Ekiple birlikte guzelce kahvalti yaptiktan sonra otelden yuruyerek Kuntz Yaylasi’nda kisa bir yuruyus yapiyoruz. Rehberimiz Sadik yuruyus sirasinda agac turlerini ve agaclarin tepelerinde gordugumuz bal kovanlarini anlatiyor. Karakovan bali gun gectikce azalan pek zahmetli bir aricilik turu. Karakovan ariciligi agaclarin dallarinda yapilan iskelelere kuruluyor, halatlarla agaclara cekilen karakovanlar, iskeleye sabitlenirken ruzgarin ve gunesin yonune gore arilarin sevdigi gibi sabitleniyor. Gercekten inanilmaz bir emek var, bu yuzden de karakovan bali cok pahali.

20160522_094848

Tar Deresi / Bulut Selalesi

Yuruyusumuzu tamamladiktan sonra artik Ayder’den ayrilma vakti. Aracla Tar Deresi’ne dogru yola cikiyoruz. Tar Deresi boyunca Bulut Selalesi’ne gitmek icin 2 km.’lik bir yol yuruyoruz. Selalenin isminin neden Bulut oldugunu gorunce anliyoruz. Yaklasik 280 metre yukseklikten uc kademe halinde dusen selale gercekten gorkemli. Tar Deresi uzerindeki Bulut Selalesi’nin macerali yolculugu Kackar Daglari’ndan basliyor. Kackarlari’in en buyuk golu olan Ambarli’dan cikan sular farkli dereciklerle birleserek Tar Deresi’ni  meydana getiriyor. Ozellikle kopruye geldiginizde uzaktan sadece selaleyi izleyin. Karadeniz’in coskunlugunun melodisini taa bu derelerden ve selalelerden duyabiliyorsunuz.

20160522_131629

Lale Restoran

Kavurma ve kuru fasulye icin dogru adres J Cayeli’nin eski esnaf restoranlarindan biri. Kuru fasulyesi gercekten muhtesem. Kuymak’in hasini Makrevis’te yedigimiz icin burada yapilan kuymagi cok begenmiyoruz. O nedenle sadece onerim kuru fasulye, pilav ve kavurma olur. Fiyatlari ise kisi basi 20-30 TL arasi degisiyor.

Artik donme vakti… Trabzon’a vardigimizda ucak saatine kadar sehir merkezinde biraz oyalaniyoruz. Ve 3 gun boyunca guzel olan hava, bizim gitmemizden oturu olsa gerek bozuluyor ve sagnak yagmur basliyor. Ne sansliyiz derken ucagin rotarli kalkacagini ogreniyoruz ve aksam yemegi icin havaalaninin hemen karsisindaki Ibo’nun yerine gidiyoruz. Et sevenler icin ideal mekan, kesinlikle tavsiye edilir. Alkolsuz yaklasik 30 TL civari, alkol alirsaniz sayet 60 TL gibi bir hesap oduyorsunuz..

THY’nin 5 saatlik rotariyla gezi sonunda biraz sinirler gerilse de havaalaninda horon tepip, sarkilar soyleyerek Karadeniz’e veda ediyoruz. Eger hala Karadeniz’e gitmediyseniz, en kisa zamanda seyahat planiniza almaninizi oneririm. Eger turla gitmek isterseniz Bukla Tur’un web sitesindeki turlara bir goz atin derim…