Browsed by
Aylar: Haziran 2016

Yola Cikarken

Yola Cikarken

Ve beklenen yolculuk başladı… Uçağa bile binebilecegimden emin degildim. Simdiyse Van uzerınden Iran sınırına gelmek uzereyiz… Bir kac saate Doha, ordan da Katmandu… Ucaktayim ama hala inanamiyorum. Geri donup baktığımda bu 4 ayda hayatımda hic yaşamadığım duyguları yasadim. Bır kısmınız biliyor ama bilmeyenler çoğunlukta… Bilinen tek şey benim bir yolculuğa ciktigim. Kimi buna dünya turu diyor kimi de tatil… Bu ne bi dünya turu ne de tatil… Bu sadece yeni deneyimler yasayacağım, hayatımın essiz bir donemi… Belki 1 ay sonra belki daha sonra donecegım. Bası sonu belli olmayan, hakimiyeti tamamen evrende olan bir yolculuk…

4 ay önce hıc bekledıgım bir anda isten çıkarılmamla başladı macera… Isten çıkarıldığım gunun sabahi 2 yakın arkadasıma, “Bunların beni isten çıkaracakları yok, karar verdim para biriktirip, 1 yıl sonra seyahate çıkacağım” dememin ardından 5 saat sonra işten çıkarıldım. Isin ozu denize girmek istiyordum ama soguk diye bir turlu cesaret edemiyordum ve Evren arkadamdan itti 🙂  Tabi buz gibi suya girmenin vermis oldugu sok ve saskinlikla bir muddet kalakaldim 🙂 Seyahate cikmak hayalimdi. Ilk iş dünya turunda olan ‘Bi Dünya Yol’ sayfasının seyyahı Tulay’i aramak oldu. Tulay, ‘Hiç vakit kaybetme ve yola çık’ dedi. Bunca yıl bu seyahatin hayalini kuran, bos buldugu her vakitte dunya seyahatinde olan gezginlerin bloglarini okuyan ben cakildim kaldım. Evime çakıldım, kedime çakıldım, arkadaşlarıma, aileme… Aidiyet duygusu olmadigini iddia eden ben, herseye karşı ait olduğumu hissetmeye başladım. Tum korkularim, cocuklugumdan itibaren bana ogretilmis, dayatilmis ne varsa hepsi su yuzune cikti. Bir müddet Akyaka, Seferihisar arası gittim geldim. Ama ne olduysa evimden, arkadaslarimdan, ailemden ayrılamadım. Evim derken yanlış anlaşılmasın, ev benim değil kira (idi) 🙂 Her bir eşyasını özenerek aldığım, balkonu yeşile bakan, sabahları horoz sesiyle uyandığım evi bırakamadım. Bir yandan kirayi odemeye devam ederken, bi arkadaşıma evi kiralayayım dedim ama arkadaşımı arayıp hadi sen gel ben de seyahate çıkayım diyemedim… Cunku karsimdaki dev belirsizlik beni cok korkutuyordu. Cunku duzenimi bozmak sacma geliyordu…O yuzden siki siki sarilimistim elimde ne varsa… Aslinda basarisiz olmaktan korkuyordum, her seyi yuzume gozume bulastirmaktan, elimdeki her seyi kaybetmekten… Kac kisiyle konustum bilmiyorum bu zamanda, kac kisinin fikrini aldim. Butun yakin arkdaslarimin git demesine ragmen, 3 ay ne yapacagimi bilemeden dolandim…

Sonra bir gün cok sevdigim ev sahibim Nalan Hanım aradı. İşten ayrıldığımı bilmiyordu, kirayı da yatırmıştım, peki ayın ortasında niye arıyordu? Nalan Hanım, evi satışa çıkarmak istediklerini söyledi. İşten çıkarıldığım günkü gibi bana yine bi kal geldi 🙂 38 yıllık ömrümde evrenin can hıraş benim için çalıştığına ilk defa şahit oluyordum. Tabi bu beni çok duygulandırdı tahmin edersiniz. Koala gibi yapıştığım evim satılıyordu. Bi yandan gülme bi yandan ağlama krizi ile duygu şelalesinin en fantastiğini yaşadım. O sırada Akyaka’daydım ve beni seyahat konusunda cesaretlendiren pek sevgili Tolga, ‘bırak artık, sat herşeyi’ dedi. Ozel çizdiğim ve bi dünya para verdiğim yemek masamı, antika dolabımı, yatağımı satmamı söyledi… Bana söyledi. Ertesi gün İstanbul’a döndüğümde herşeyimi satmaya karar verdim. 2 hafta içinde eşyalarımı sattım ve kedimi sahiplendirdim.

Tahminimden sancılı oldu… Eşya nedir ki diyen ben satılan her eşyanın ardından ağladım. Ve tüm bu süreçte gördüm ki ben tam bir tüketiciymişim. Sisteme, tüketime karşı çıkan ben meğer sistemin has elemanıymışım. Hiç giymediğim 8 battal boy çöp poşeti kıyafeti ve su an seyahat icin yanıma aldıgim 10 kiloluk çantayı düşünürseniz epey traji komik. Toplantı var diye almışım, düğüne gidicem diye almışım. Almişim da almisim. Dolaplarda durunca, gözüme gözükmeyince yok saymışım, tüketmiyorum sanmışım. 

Esyalarimi sattiktan ve evime veda ettikten sonra asla hakkini odeyemeyecegim en yakin arkadasim Hale’de 1 ay boyunca 1 valiz esyayla ile kaldim… İnsanoğlu herşeye alışıyor da en önemlisi az eşya ile de gayet hayatta kalıyor, ölmuyormuş. Artik bir evim yok, esyalarim da yok… Hatta bir kedim bile yok, anliyor musunuz 🙂
4 ay boyunca yasadigim yuzlesmeler, inisler ve cikislar… yasadigim her sey cok sey ogretti bana… Ve simdi internette özenerek okuduğum insanların yaptıklarını ben yapiyorum, en buyuk hayalimi gerceklestiriyorum. Ama inanın hic kolay olmadı bunu yapmak. Omuzunda ağladigim, omzuna ulaşamayıp telefonla arayip, ağladigim dostalarim şahidimdir.
Şimdi bi yola çıkıyorum. Nereye gideceğini bilmediğim. Kontrol frik ve mukemmelliyetci bi ruh hastasi olarak hayatımda ilk defa plan yapmadan kendimi evrenin güzel kollarına bırakıyorum. Eminim beni çıkardığı bu yolda, güzel şeyler tecrübe edeceğim…Bu süreçte anladim ki dostlariniz ve aileniz yaninizdaysa, size  hic bir sey olmaz… yanımda olan, beni cesaretlendiren, destekleyen, her yapamıycam dediğimde hayır yaparsın diyen, bana güç veren aileme, dostlarima, karşıma çıkan güzel insanlara, yolda olanlara çok teşekkürler…