Browsed by
Aylar: Şubat 2017

Myanmar gunleri kaldigi yerden devam ediyor.

Myanmar gunleri kaldigi yerden devam ediyor.

Gunaydin… Myanmar gunleri kaldigi yerden devam ediyor… 12 saat suren tren yolculuguyla tapinaklar sehri Bagan’a ulasiyorum. Nerede kalinir, ne yapilir bakmadigim icin tren istasyonunda 4 yabanci adamin yanina gidip nerede kalacaklarini soruyorum ve onlarla birlikte hostele gidiyorum. Sehrin girisinde sehre giris parasi odeniyor. 25 bin kyat. Biz kacamiyoruz ama odemeden gecenler de var. Ancak Aralik ayi yuksek sezon oldugu icin mutlaka tapinaklarda soruyorlar. O yuzden gidilen tarihe gore dikkat etmek gerekiyor. Hostele vardigimizda tren istasyonunda tanistigim adamlarla ayni odayi paylasiyoruz. Ancak zaten birkac gun onceden hastalanacaginin sinyalini veren vucudum, Bagan’a varinca su koyuyor ve o gunu hostelde yatakta geciriyorum. Neyse ki gece odayi paylastigim Iran asilli Danimarkali Said benim halimi gorup uyandiriyor ve ilac veriyor. Sabah 4’te gun dogumu icin uyaniyorum. Vucudum hala kirgin ama gun dogumu icin son bi gayret… Hava epey soguk. Dolunay gecenin karanligini aydinlatirken Said ve diger tanistigim Taylandli Nut ile motorla gun dogumunu seyredecegimiz tapinaga gidiyoruz. Vardigimizda igne atsan yere dusmeyecek bir kalabalik var. Saat 4.30. Tum fotografcilar tripodlariyla coktan yerlerini almis. Sormadan edemiyorum. Kacta geldiniz kuzum siz? 2.30da diyor adam ? 2 saat sogukta gunesin sahneye cikmasini bekliyoruz… Gunes dogmaya basladiginda, arkamda gokyuzunde dolunay saliniyor… Bagan, Myanmar’in en turistik yeri ama o manzara gozlerimi doldurmaya yetiyor iste. Gunes ve ay ayni anda gokyuzunde birbirlerini selamlarken balonlar ucuyor gokyuzunde… Gordugum.en buyuleyici manzara… Gunes dogar dogmaz insanlar da ayriliyor tapinaktan. Biz kaliyoruz vadinin, sessizligin keyfini cikariyoruz. Sonra Said, Nut ve ben motora atlayip kahvalti etmek icin merkeze donuyoruz. Motoru kiraladigimiz kadina 3 kisi motorun ustunde yakalaniyoruz ? Diyor ki bi motor daha kiralamaniz lazim. Said’e diyorum ki ben motor kullanamam, korkuyorum diyorum. Yok diyo sen bu isi burada halledeceksin. Said’in beni ikna etmesi epey zaman aliyor ama ikna ediyor, elektrikli motorsiklet kiraliyorum. Ama sorun nasil kiraliyorum. Vucudumda stresten, korkudan titremeyen yer yok. Said sabirla talimatlari veriyor, yureklendiriyor beni. Ve motoru kullanmaya basliyorum. Bi korkunun daha ustu ciziliyor. Nasil keyif aliyorum, nasil mutlu oluyorum cocuk gibi, nasil bi rahatlama hissediyorum size anlatamam ? 2 gun Nut ve Said ailem oluyor. Said ve Nut kendi hikayelerini anlatiyor. Ben kendi hikayemi anlatiyorum. Said bosandiktan sonra yasadiklarini ve kendini nasil yollara vurdugunu ve kendisini nasil kesfettigini anlatiyor. Nut da harika bir isi ve geliri varken her seyi nasil biraktigini… Etegimizde ne kadar tas varsa dokuyoruz. Bazen agliyoruz, bazen guluyoruz. Bazen sokaklarda “It’s holiday” diye bagiriyoruz. Gun dogumundan gun batimina muhtesem Bagan vadisi, tanistigim bu guzel insanlarla benim icin daha da guzel oluyor ? Ve simdi siz bu satirlari okurken ben, Kuzey Tayland’da Chiang Mai’de Nut ve Said ile kahvalti yapiyorum ? Bir sonraki durak Hsipaw. Orda gorusmek uzere ?
Instagram’dan takip icin: instagram.com/didemmollaoglu

 

Myanmar II

Myanmar II

Gunaydin… Myanmar maceralarina kaldigim yerden devam ediyorum. Epey arkadan geliyorum ama idare edin. Ngwe Saung’dan sonraki duragim Myanmar’in unlu bambu semsiyelerinin yapildigi Kucuk kasaba Pathein. Sevgili Oral, Esra, Nilufer Hanim ve Mustafa Bey beni kalacagim otele aksam biraktiklarinda ne yalan soyliyim biraz buruk hissediyorun. Ayrilmak zor oluyor onlardan. Etrafta turist olmayinca 7 aydir ilk kez yalniz kaliyorum. Tek kisilik rutubet kokan bi odaya esyalarimi koyar koymaz, disari atiyorum kendimi. Duydugum muzik sesine dogru ilerlemeye basliyorum… Sonra binanin kapisindan kafami uzattigimda bi anda onlarca insanin bakislariyla karsilasiyorun. Tam geri donuyorum ki arkadamdan sesleniyorlar. Meger dugun varmis. Gelin ve damat kapiya kadar geliyor, Ingilizce konusamasalar da beni iceriye davet ediyolar. Yine isaret diliyle anlasmaya calisiyoruz. Dugunleri aynen bizim gazoz dugunleri gibi. Gazli icecekler, meyve sulari ve kurabiye. Biraz oturduktan sonra vedalasiyorum. Cikarken hediye olarak kokulu mendil veriyolar ? Ertesi gunse kalktigim gibi semsiyelerin yapildigi atolyeye gidiyorum. Gunde 200 semsiye yapiliyor. Her bir detayi elle hazirlaniyor. Inanilmaz bir iscilik. Atolyenin sahibi iki tur semsiye yaptiklarini soyluyor. Biri hediyelik digeri de monklar ve naanlar icin. Semsiyenin fiyatlari boylarina gore degisiyor. Ancak onca iscilige ve el emegine ragmen yine de cok ucuz. Adamla vedalasip yurumeye basliyorum. Cok da nereye gittigimi bilmeden. Koyleri dolasan bot turlari varmis ama tek basina oldugum icin pahali. Ve etrafta 1 tek yabanci yok. Gol kenarina variyorum tesadufen. Oturup bi cay iciyorum. Derken yan masan bi adam geliyor yanima. Bizimle cay icer misin diye soruyor. Tabi Ingilizce konusan birilerini bulmusum mutlu oluyorum ve masalarina geciyorum. Sohbet ediyoruz. Ingilizce ogretmenligi yapiyormus, beni diger 2 ogrenciyle tanistiriyor. Biri mikro bioloji okuyor digeri hukuk. Epey sohbet ediyoruz. Sonra ben nasil bot turu ile koylere gidebilirom dite soruyorum. Sansima cocuklar isleri olmadigini, eger istersem hep birlikte gezebilecegimizi soyluyorlar. Kabul ediyorum. Atliyorum motora onlarla birlikte. Pathein’e 45 dk. Mesafede bir koye variyoruz, balikci bi adamin kayigini ayarliyoruz epey uygun fiyata… ve nehir kenarindaki koyleri gezmeye basliyoruz. Tabi tek yabanci ben olunca nereye gitsek bi etrafim sariliyo ? ders yapan cocuklar, dersi birakip disari cikiyolar beni gormek icin… Bizim koylere ve koy insanina cok benzetiyorum. Bir koye gidiyoruz Maung Tee adinda. Burada eskiden Myanmar’in yerlileri yasarmis. Baya insan eti yiyorlarmis vakti zamaninda. Koylu amca eski fotograflari gosteriyor. Sasiriyorum. Diger koyleri de dolastiktan sonra donuyoruz, cocuklar beni pazara goturuyor aksam yemegi icin. Sagolsunlar hic yalniz birakmiyorlar. Bi sonraki yer Pyay… Ertesi sabah 8 saat surecek yolculuk sabah 6’da tamami yerlilerden olysan bir minibusun icinde basliyor. Elimde Nilufer Hanim’in verdigi George Orwell’in Burma Gunlukleri kitabi. Bir yandan yolu izliyorum bir yandan kitabi okuyorum. Ogle vakti sicak bastiriyor iyice, ayni kitapta George Orwell’in tavir ettigi gibi. Sag omzunda bir kadinin, sol omzumda bir adamin basi var. Ogle uykusunu omzumda tercih ediyolar ? Giderden az cok ingilizce konusan birini bulabilmeyi ve butceme gore etrafi gorebilmeyi diliyorum. Pyay’e vardigimda gercekten de motosikletli az cok ingilzce bilen bir adamla tanisiyorum. Beni aksama kadar motoruyla gezdirecek. Pyay Myanmar’in antik sehirlerinden biri… Sri Kshetra antik sehrinin kalintilari arasinda motorla dolasiyoruz. Ama beni en cok etkileyen antik sehrin icinde antik kalintilarin arasinda ciftcilik yapan koyluler. Sohbet ediyoruz… Sonra lokal bir restorana gidiyorum. Bagan’a gidecek treni bekliyorum. Garson cocuklardan ingilizce bilenler masama oturuyo sohbet ediyoruz cat pat. Bir kac saatte aile gibi oluyoruz. Myanmar insani da bizim Anadolu insani gibi canlar… Vedalasiyoruz… Gece tren gara yaklasirken dudugu caliyor… Bagan’a dogru 12 saatlik yolculuk yeni maceralar icin basliyor ?

 

2016 pek de iyi gecmedi…

2016 pek de iyi gecmedi…

2016 pek de iyi gecmedi… Benim icinse cogunuzun kotu diyebilecegi sey hayallerimi gerceklestirmeme vesile oldu… Once isten cikarildim, sonra oturdugum ev satisa cikti. Yillardir hayalini kurdugum ama bir turlu gerceklestirmek icin cesaret edemedigim seyahate ciktim. Her şerde bi hayir vardir deyimini layigiyla yerine getirdi evren benim icin… Yarin yani yeni yilin ilk gununde 7. Ayimi dolduruyorum. Simdi geriye donup baktigimda yola cikarken yasadigim korku, tedirginlikten eser kalmadi… Daha da guclendim, daha cok kendime guvenim geldi. Ha ermedim ama her ne olursa olsun kendimi sevmeyi, iyi ya da kotu yasadigim/hissettigim her duyguyu kabul etmeyi, evrene kendimi teslim etmeyi, yardim istemeyi ogrendim. Yapamam dedigim seyleri yaparken buldum kendimi, korkularimla ve kendimle yuzlestim. Bi kariyer yapamadim ama kontrol friklikten akisina birakmaya, mukemmelliyetcilikten “oldugu kadar, olmadigi kader”e terfi ettim ? Yani anlayacaginiz 2016 yilinda bana saglam piyango vurdu. Hayatimin piyangosu, hayatimin yolculugu oldu. Butun bu degisimler, butun bu tecrube ettiklerim paha bicilmez… Sizlere de hayalini gerceklestirdiginiz, size dayatilan degil sectiginiz hayati yasadiginiz, kendinizi ve etrafinizdakileri daha cok sevdiginiz, kizginlik ya da kirginliklarinizi geride biraktiginiz, hayatin her anini doya doya yasadiginiz saglikla ve huzurla dolu bir yil dilerim ? Her ne yasiyorsak, iyi ki yasiyoruz. Sukurler olsun ?

Myanmar

Myanmar

Yeniden merhaba ? uzundur yazamiyorum… Bugun itibariyle Myanmar’daki 28. Gunumu doldurdum. Ama hala Myanmar’dayim ? Ilk kez vize suresini astigim ulke oldu Myanmar. Anlatacak cok sey var o yuzden Myanmar’i vaktim oldugunca bolum bolum yazacagim. Ama sunu soyliyim su ana kadar gordugum ulkelerde birinci siraya yerlesti kendisi… Bir onceki paylasimimda Yangon’daydim hatirlarsiniz. Yangon’da evinde kaldigim can insan Oral ve Yangon’da yasayan diger arkadaslarla birlikte Myanmar’in bati sahilinde bulunan Ngwe Saung’a gittik arabaya dolusup ? Planimda yoktu ama baktim arkadaslar gidiyor, ben de takildim peslerine… Zaten plansizlikta da zirveye oynadigim ulke oldu Myanmar… Myanmar’in sahil kenari pek guzel yerler ama pek de pahali… Hostelden cok genelde resortlar var ki en ucuzu 20 dolardan basliyor kisi basi. Ucuz yollusundan otelin cadirinda kalalim dedik. Ucuz dediysem iste en ucuzu 20 dolar. Seyahatimin en pahali konaklamasi olduysa da kendime dogum gunu hediyem oldu. Tabi sirt cantali gezgin olarak artik nasil bir sefalete alistiysam 5 yildizli otele gelince benim yine agiz bir karis acildi ? cantami tasimak isteyen gorevli cocuga “ah yok olur mu ben tasirim cantami falan” dedim sapsalliktan. Garipsediysem de denizin, acik bufeninin ve havuz basinin keyfini cikardim ? Ama benim icin en onemli kismi bir korkumun daha ustunu cizmem oldu… Yolun en guzel tarafi da korkularinla yuzlesmen, korkularin uzerine gidecek cesareti gosterebilmen iste… Kucukken yasadigim bi essek sakasi yuzunden denizden korkarim. Hele ki dalgali denizden. Dalamam mesela. Guzel yuzerim, denizi de severim ama korkarim. Yani korkardim. Efendim Myanmar’in Bengal Korfezi’ne bakan guzelim Ngwe Saung sahiline gidip, surf yapmayi denedim. Daha cok dalgalarla bogusmak denilebilir ?? ama benim icin epey buyuk bi adimdi. Dalgalar beni hasat edene kadar denizden cikmadim… Yola devam, ogrenmeye devam… Bir sonraki maceraya kadar esen kaliniz ?
Instagram’dan takip icin: instagram.com/didemmollaoglu

 

 

 

Bu bir tesekkur yazisidir..

Bu bir tesekkur yazisidir..

Bu bir tesekkur yazisidir… Kalpten gelen kocaman bir tesekkur ? Kalan son degerli esyalarim calindiginda hatirlarsiniz bi cesaret gosterip yardim istemistim. Kendi adima zor bi adimdi ama yardim isteyebilmistim iste. Ve yardim istemenin ne kadar guzel, ne kadar da hafifletici bir sey oldugunu sayenizde tecrube ettim. Simdi bu mesaj tum bana destek verenler icin ? Kompakt bir kamera ve ufak bir laptop alabildim gonderdiginiz yardimlarla. Bu tesekkur sizin icin… Oncelikle aileme, dostlarima ve arkadaslarima: Hava Mollaoğlu, Mehmet Mullaoğlu, Ulas Mollaoğlu, Hale Sevinc, Sevgi Kabadayı Akkaya, Lora Sucuyan, Emre Koca, Zeynep Usta, Mehmet Çağrı Yakar, Fidel Mullaoğlu, Ayşe Dolar, Figen Mullaoğlu, Ahmet Mullaoglu, Müge Elber, TC Evrim Tiyanşan Özgül, Melih Ozgul, Hande Subasi, Caglar Bocut, Gokhan Kaya, Erhan Ula, Emre Erturk, Eren Atay, Basar Bilge, Gorkem Yeltan, Nilüfer Alapınar, Tuncay Karayel, Fatma Basyigit, Taylan Sahin, Suzan Meto, Evren Bebek, Mustafa Ardıç, Elif Karaer Ardic, Ayşe Karaere, Gizem Dundar, Ferda Atabek, Elcin Yazan, Asan Ozdemir, Erinc Basbug, Caglayan Arslan, Sevinc Simsek, Tugce Ese, Basak Basgut, Tılsım Okay, Esin Buyukyildirim, Afsin Dikec, Sevil çölkesen, Gozde Yazgan, Mehmet Kalaycioglu, Burak Somyürek, Umit Selvi, Bengi Bay, Umut Kurt, Burçak Ataman, Nadir Gezer, Selin Sohtorik, Cagatay Gultekin, Ceren Yılmaz, Senem Aksakal, Izel Manisa, Fırat Akarsel, Evrim Blauth, Can Tursan, Oguzhan Vural, Doruk Tirman, Gökalp Şahin, Tolga Kucuktas, Ulas Yirmibes, Ceyhun Goney…
Ve beni tanimayanlar… Ya bi ortak arkadasimiz var ya da yolcugumu sadece takip edenler onlar… Hesabim fake mi diye sormayan, bana sana para yolladik diye mesaj bile gondermeyen guzel insanlar. Sizin sayenizde comertligimi sorguladim. Sizin sayenizde yine cok sey ogrendim. Yardiminiz bir yana asil bu manevi kazanc benim icin en kiymetlisi. Size ne kadar tesekkur etsem az. Hala umut besliyorsam, hala vazgecmediysem ve hala daha iyi bi insan olmak icin ugrasmaya devam ediyosam sayenizde. Sevgili Irem Yavuz, Merve Albayrak, Onur Külçebaş, Berna Yildirim, Nihan Kaplan, Yasemin Elber, Mert Gur, Murat Tay, Yusuf Doğan, Yusuf Akdoğan, Hande Buyukuncu, Alişan Barca, Esra Sultan Oguzcan, Ela Sevin Duzova, Mustafa Anil Bas, Huseyin Can Ustunel, Serkan Uzunoglu, Selin Gulec Yakin, Zafer Gurbuz, Gulce Erhan Baltaoglu, Mutlu Teker, Sibel Sicimoğlu…
Ve son tesekkur de Sevgili Kutup Ayisi ekibine ve Sevgili Selçuk Örgen ‘e ? Efendim benim 8 yillik ayakkabim ve cantam su koyuverince yolda Selcuk’a mail yazdim. Acaba urun desteginde bulunabilirler mi diye. Mailime hemen cevap verdi ve 1 gun icinde Bangkok’a gelecek ucaga urunleri yetistirdi. Yaninda ufak hediyelerle… Desteklerinden oturu onlara da tesekkuru bir borc bilirim ?
Kisaca maddi ve manevi yanimda olan aileme, dostlarima ve hic tanimadigim halde beni merak eden, soran, takip eden ve bana destek olan arkadaslarima… Hepiniz iyi ki varsiniz ?

Ayutthaya

Ayutthaya

Herkese gunaydin ? Bangkok’tan sonraki duragim Bangkok’a yaklasik 2 saat mesafedeki antik sehir Ayutthaya oldu ?Hostel’de tanistigim Kaan’la birlikte 23 bahta trenle bu kucuk sehre geldik. Burasi 1350 yilinda kurulmus ve Siam Kralligi’nin Sukhothai’den sonra ikinci basketi olmus. O kadar buyumus ki zaman icinde Asya’nin en buyuk ticari ve en kozmopolit sehri olmus. 1700’lu yillarda bir milyon nufusuyla dunyanin en kalabalik sehirlerinden biriymis. 1767 yilinda komsu ulke Burma’nin saldirisiyla canim sehir yanip kul olmus ama hala daha antik sehir inatla ayakta duruyor. Ayutthaya’nin en guzel kismi sehri bisikletle rahatca dolasabiliyor olmaniz. Gunluk 50 bahta bisiklet kiralayip sehrin her bir yerini rahatca gezebilirsiniz ? Bisikletle rahatca dolasmanin disinda beni cok etkileyen Wat Mahathat tapinaginda agac koklerinin sarmaladigi Buddha basi oldu. Buraya gunu birlik gelen de var ama olur da yolunuz duserse 2 gun gecirin burda. Bisikletle kose bucak rahat rahat gezin ? Simdilik esen kaliniz efenim ?

 

Bangkok

Bangkok

Herkese Gunaydin ? Adadan sonra buyuk sehre pek de hazir degildim ama Bangkok’u gormeden de olmazdi. Asya’nin buyuk metropollerinden biri Bangkok. 12 saat suren yolculuk sonrasi sabah 5’te vardigimda Istanbul’dan beter bi trafik karsiladi beni ? Itiraf ediyim hic ozlememisim. Trafikten gidemeyince taksici beni saraya yakin bi parkta indirdi. Once kendimi olen krallari icin yas tutan siyahlar icindeki binlerce insanin arasinda yururken buldum. Biraktim kendimi kalabaliga, nereye giderlerse. Parkta kralin olumu dolayisiyla dagitilan ucretsiz corbayla once karnimi doyurdum, insanlari seyrettim. Sonra kalacagim hostele gittim. Bahcede birinin Turkce konustugunu duydum ve Kaan’la tanistim. Birakmis herseyi hic plan yapmadan cikmis yola ? Birlikte sehri dolastik. Facebook’tan tanidigim Bangkok Turkiye Temsilcimiz Sevgili Mehmet Karik ile Lumphini Park’ta tesadufen karsilastik. Hani sozlessek o kalabalikta birbirimizi bulma sansimiz yoktu. O aksam hem super dolunaydi hem de Loy Khortong Festivali’ydi ? Muz yapraklari icinde yanan kandillerin suya birakilisini izledik. Uzuntulerimizi, kirginliklarimizi biz de suya biraktik. Ertesi gun de sayfayi Facebook’tan takip eden Ozan Bangkok’ta oldugunu yazinca hep birlikte bulustuk ? Ozan da aynen isi gucu birakip kendini yollara vurmus. Birlikte Khao San Road’da takildik, sabah parkta meditasyonumuzu yaptik, Cin Mahallesi’ne gittik. Keyifli vakit gecirsem de tabi sehir hayati bana iyi gelmedi. 3 gun suren migren atagi ile sehir hayatini noktaladigimi bir kere daha anlamis oldum ? Simdi Bangkok’un kuzeyinde minik antik bir sehirdeyim… Ayutthaya… Burada bisikletle sehri dolasip, az dinlendikten sonra surpriz bir yere gidecegim ? Simdilik hoscakalin… Iyi hafta sonlari ?

 

Koh Phangan II

Koh Phangan II

10 gun sonra merhaba dunya ? 8 gunluk vipassanayi (inziva) kafayi yemeden tamamladim ya da iyice kafayi yedim ? henuz normal yasama adapte olamadim, alismaya calisiyorum. Meditasyonu ilk kez Istanbul’da sevgili hocam Vajracaksu Dharmachari’den ogrenmistim ancak hic uzun sureli bir inziva tecrubem olmamisti. Daha once Malezya’da bi girisimim olmustu hatirlarsiniz ancak kabul edilmedigim icin yapamamistim. Guney Tayland’in en buyuk tapinaklarindan birine gitmeye karar verdigim gun, Koh Phangan’da yagmur altinda yururken beni motoruna alan David ile tanistim. Sohbet ederken Koh Phangan’dan vipassana icin ayrilacagimi soyledigimde adadaki tapinaklardan birinde vipassana olacagini ve cok degerli bir hocanin katilacagini soyledi. Ben de Koh Phangan’da yapmaya karar verdim. Ve boylece cok degerli hocamiz Antohny ile tanisma sansim oldu. Hayat iste tesadufler zinciri ? Toplam 10 gun tapinakta kaldim. Konusmak, telefon, yazi yazmak, kitap okumak, muzik dinlemek, dans etmek yasak. 8 gun boyunca sabah 4’te kalkip, tum gun meditasyon yapip, aksam 9da da yattik. Tahtadan halince bir yatakta, sert bir yastik uzerinde uyumaya calistik. Her gun yarim saat ormanin icinde dokulen yapraklari supurduk. Gunde sadece 2 ogun yemek yedik. O da sadece bugday ve meyve ? Biri saat 7.30da digeri 11.30’da sonrasinda ise saat 5te cay veya sicak cikolata. Dusumuzu kovalara doldurdumuz soguk su ile yaptik. Az yemeyi, ac gozlu olmamayi, olumlu ya da olumsuz hissettigimiz tum duygulari kabul etmeyi, azla yetinmeyi, sabirli olmayi ve sahip olduklarimiza sukretmeyi ogrenmeye calistik. Ozellikle Anthony’nin her gun bize verdigi 1.5 saatlik budist ogretileri ise sanirim bu 8 gunun en kiymetlisiydi. Anthony derslerinde ozetle sunu anlatti; “Icinde yasadigimiz sistem reklam uzerine kurulu koca bi balon. Surekli mutlu olmamiz gerektigi soyleniyor ve biz mutsuz veya stresli oldugumuz anlarda bu duygulari kabul etmek yerine bu duygulari reddetip ya kendimizi alisverise vuruyoruz ya da baska seylerle surekli mesgul ediyoruz. Ya gecmisi ya da gelecegi dusunuyor asla anda kalamiyoruz ve icimize donemiyoruz. Cunku bize surekli bir sey olmamiz gerektigi ogretiliyor. Ve siz inzivayi bir iskence veya hapisane olarak gorurken asil hapisanede yasadiginizi ve iskence gordugunuzu fark etmiyorsunuz bile. Cunku size ogretilen bunun normal oldugu. Ama yine de kendinizi mutsuz hissediyor ve surekli mutluluk icin arayis icine giriyorsunuz. Oysa hayat uzuntusuyle, kederiyle, kizginligiya, mutluluguyla bir. Bunu kabul etmediginiz surece huzura ermeyeceksiniz. Hic bir sey size ait degil, bedeniniz bile. Esyalara, insanlara ve duygulara bagli oldugunuz surece hic bir zaman tam anlamiyla ozgur olamayacaksiniz. Hic bir seyi kisisel algilamayin. Unutmayin hic kimse sizi uzmez veya sinirlendiremez. Siz uzulmeyi veya sinirlenmeyi tercih edersiniz.” Tabi bunca ogretiden ve pratikten sonra 5.gunumuzde makarna ve salatayi gorunce hepimizin gozu dondu. Soyle soyliyim sessizlik olmasaydi o an ciglik atabilirdim mutluluktan. Ac gozlu olmamizin ogretildigi gun nefsimize hakim olamadik ? Ama bunu da fark etmek ayrica guzeldi. Inzivanin en enteresan kismi da 80 yasinda Estonyali bir amcanin bizimle olmasiydi. Yasina ragmen hala hayati ve kendini kesfetmemeyi birakmamak ve bu gelisimin aslinda bir omur boyu surdugunu gormek benim icin en degerli tecrubelerden biriydi. Umarim bir gun hepiniz bunu deneyimler ve icinize bir yolculuk yaparsiniz. Ufak ufak alistirma yapayim diyenler Anthony gunde 3 ogun 10ar dakika meditasyon onerdi ? Hepiniz sevgiyle kalin ?

Koh Phangan

Koh Phangan

Gunaydin ? sanirim Koh Phangan’a yerlestim ama henuz haberim yok ? 11 gun oldu buraya geleli. Seyahate basladigimdan beri ilk kez bi yerde bu kadar uzun kaliyorum. Koh Phangan, dunyanin en cilgin partileriyle meshur. Ancak kralin olumu nedeniyle tum partiler iptal oldugundan ve henuz sezon baslamadigindan epey sessiz, sakin ve huzurlu. Tabi el altindan gizli partiler devam ediyor. Ancak Tayland’in guneyi sadece cilgin partiler, seks, uyusturucu ve alkolden ibaret degil. Isterseniz burada hayatinizin en huzurlu zamani gecirebilirsiniz. Yani ne istediginize bagli. Koh Phangan ise su ana kadar gezdigim Koh Lanta, Ao Nong ve Tonsai’den cok daha farkli bir enerjiye sahip. Dediklerine gore Koh Phangan’in enerjisinin guzel olmasinin nedeni adanin zemininin ask tasi yani kuartz tasi uzerinde olmasiymis. Burasi ayni zamanda Tayland’in spirutuel merkezi. Peyote kullanip gelecege yolculuk yapan da var ayahuasca kullanip icsel yolculuk yapan da ? En sevdigim tarafi ise hissettigim saf sevgi enerjisi. Yarin yine 10 gunluk bir vipassana girisimim olacak. Eger bir aksilik olmaz da kabul edilirsem 10 gun kadar yokum buralarda. O zamana kadar kendinizi ve etrafinizdakileri sevmeyi unutmayin ? Simdilik esen kaliniz ?

Koh Phangan’dan herkese merhaba

Koh Phangan’dan herkese merhaba

Yolda olanlar bilir yasadigimiz, tecrube ettigimiz duygular daha yogundur. Acisi da tatlisi da daha derindir. Uzakta olmak, yalniz olmak zordur. Tek basiniza kalirsiniz hissetiginiz o derin duygularla… Su aralar uzakta olmanin zorluklarini daha derin hissediyorum. 1 hafta icinde once aile dostumuz Hasan Amca’yi, sonra tertemiz kalpli aslan Dayimi ve cocuklugumun en guzel anilarinin gectigi mahallede cocukluk arkadaslarim Turkay ve Ilkay’in biricik anneleri Hamiyet Teyze’yi kaybettigimizi ogrendim. Epeydir icinde oldugum yolculugun zaman zaman aci kirilmalarini hissetsem de bu seferkiler daha aci oldu. Icimdeki fay hatlari bir bir kiriliyor. Kimi zaman kucuk artcilarla kimi zaman daha derin sarsintilarla. Degisiyor, baskalasiyorum. Tum bunlar olurken tasidigim duygusal yukleri de fark ediyorum. Kizginlik ya da kirginlik… Tasidigim fiziksel yuklerden cok daha agir, cok daha yorucu. Kayiplari yasarken aslinda her birimizin ne kadar kiymetli oldugunu fark ediyorum. 3 kurusluk dunyada her seyin gelip gecici oldugunu bir kez daha gosteriyor hayat. Ve diyor ki bana kimseye kizgin veya kirgin olma. Birak. Affet ve af dile. Elimden geleni yapiyorum. Ve simdi daha hafiflemis hissediyorum. Olum en buyuk ders derler ama 1 gun sonra ayni kosturmacaya doneriz kolayca. Bugun hayatinizda kendiniz icin guzel bir sey yapin. Kizgin ya da kirgin oldugunuz insanlari arayin. Sadece 1 dk. Gec olmadan, pisman olmadan. Affedin ya da af dileyin. Duygusal yuklerinizi atin. Daha cok sevin, daha cok sarilin. Inanin bundan daha kiymetlisi yok. Hepiniz iyi ki varsiniz ve hep olun. ? Sevgiyle…