Seyahatin Kamera Arkasi

Seyahatin Kamera Arkasi

Tokyo’ya 1 saatlik mesafede beni misafir eden guzel insan Gulin’in ufak, sirin evinde Chopin’in meshur Nocturne op. 9 no. 1 B minorunu dinliyorum… Yorulmusum… Evde olmayi, muzik dinlemeyi ozlemisim…

Yolda 11 ayi geride biraktim… Sozde herkesin kiskandigi, ozendigi, yasamak istedigi hayati veya hayali yasiyorum… Sosyal medyanin yarattigi 10 milyon mutluluk baloncugunun icinde bi ulkeden obur ulkeye ucuyorum… Yuzumde gulucuklerle…

Ama gelin size kamera arkasini anlatayim… O kiskandiginiz uzun sureli seyahatin arkasinda yasananlardan, aslinda hicbir seyin hayatin kendisi de dahil mukemmel olmadigindan bahsedeyim… Evimiz duzenli gozuksun diye, cekmecelere tiktigimiz daginik esyalari gostereyim… Bana iyi tatiller diyenlere, aslinda nasil da tatile ihtiyacim oldugunu, O gulen yuzlerin, mukemmel gorunen fotograflarin arkasindaki goz  yaslarini ve hayal kirikliklarini anlatayim…

Yillarca uzun sureli seyahat etmeyi hayal ettim, cantami sirtlayip basimi alip gitmeyi… Etrafimda beni kime sorsaniz en buyuk tutkumun seyahat etmek oldugunu soylerdi… Gezi bloglarini okur, gezenleri kiskanclik ve imrenme arasinda gidip gelen duygularla takip ederdim… Cunku mukemmel bir hayatlari vardi, cunku seyahat ediyorlardi, cunku ozgurlerdi…

Gel gelelim benim de bu hayalim evrenin arkamdan ittirmesi ile gercek oldu… Yola cikarken zannediyorum ki o okudugum gezi bloglarindaki gibi olacak her sey… Yani mukemmel…  Her daim mutlu mesut olacaktim… Artik tum sikintilarimdan kurtulmustum. Ve iste artik o her zaman ozendigim hayata kavusmustum sonunda 🙂

Asya’ya ilk yolculugumdu… Tum esyalarimi satmis, kedimi arkadasima emanet etmistim. Ailemden, dostlarimdan, cok sevdigim sicacik yatagimdan, bagli oldugum her seyden ve herkesten ayrilmistim… Katmandu’ya indigimde nasil bir pisligin ve kaosun icine girdigimi gorunce nasil urktugumu, ‘Ulan ben ne bok yemeye yola ciktim’ dedigimi hatirliyorum. Kaldigim evde, yattigim yatagin kokusundan uyuyamadigimi, dus alirken pis su agzima kacip da ishal olmiyim diye agzimi nasil sıkı sıkı kapattigimi hatirliyorum… Korktugumu hatirliyorum, caresiz ve yalniz hissettigimi hatirliyorum…

Oysa tum bunlar baslangicmis… Kokusundan uyuyamadigim odalardan hamam bocekli ve fareli odalara terfi ettim, kalacak yer bulamayip firtinanin icinde bir hamakta uyumaya da calistim, hastalanip hostel odasindan cikamadigim gunler de oldu… Muhtesem dedikleri Taj Mahal’i gorunce ‘Ulan bu muymus Taj Mahal’ de dedim… Tum esyalarim calindi, aslan dayimi kaybettim, kaza yapip omzu kirdim… Gunlerce agladigim da oldu, her gun tisort degistiren ben kazadan dolayi yalniz oldugum icin 2 hafta dus alamadim, ayni kiyafetlerle yatip kalktim… O kadar yorgun, o kadar bitkin  ve o kadar yalniz hissetim ki bazen hic hostelden cikmak istemedim… Ama tum bunlara ragmen yola devam ettim…

2-3 gunde bir yer degistirmek, canta toplamak, nereye gidecegine karar vermek, oncesinde biletleri ayarlamak, surekli yeni insanlarla tanisip bir kac gun sonra onlara veda etmek, kimseyle derin bir bag kuramamak, köklenmemek, kaziklanmamak icin – hele benim gibi Matematik ozurluyseniz- devamli tetikte olmak, esyalariniz calinmasin diye devamli dikkat etmek, basinizi sokacak bir yer bulmak, yer bulamadiginizda nerde bulursaniz orda uyumak, bedava verseler kalmam dediginiz yerlerde kalmak, yeri geldiginde camasirlasrinizi elde yikamak, cogu zaman yalniz kalmak meger ne zor, ne yorucuymus…

Tum bu saydiklarim isin fiziki zorluklari… Bir de isin ruhsal tarafi var ki bence en zoru… Hele ki yola cikmaktan ziyade kendiyle yuzlesmeye cesareti olanlar icin… Cunku yol megerse size tum egonuzu, kibrinizi, hirsinizi gosteren dev bir aynaymis… Aynada gordugunuz seyle yuzlesmek cok can aciticiymis… Zira yola cikmak kendinden kacmak degil, kendinle bas basa kalmakmis… Her nereye gidersen git seninle gelenmis…

‘Bunu sen tercih ettin ama diyenleriniz’ olabilir. Evet bunu ben tercih ettim… Su an yasadiginiz hayat da sizin tercihiniz… Yanlis anlasilmasin bu bir sikayet degil, kamera arkasindaki goruntu… ‘Ben de seyahat etmek, kacip kurtulmak istiyorum’ diyenlere bu sozlerim… Kactiginiz her neyse yolda sizinle birlikte geliyor. Seyahat mukemmel bir sey mi? diye soranlara da cevabim evet mukemmel bir sey… O kactiginiz her neyse sizi onunla yuzlestirdigi, siz gorene kadar gozunuzun taa icine kadar soktugu icin… Hayatin ve sizin mukemmel olmadiginizi gosterdigi icin… Koselerinizi torpuledigi icin, tum zorluklara ragmen hayatta kalma gudusuyle hareket etmeyi ogrettigi icin, ‘ Ben yapamam’ dediginiz seyleri yapabileceginizi gosterdigi icin, mutluluk ve mukemmelik uzerine kurulu duzeni darmadagin edip azla mutlu olmayi, hayati ve kendinizi oldugu gibi kabul etmeyi ve sevmeyi ogrettigi icin…

Sevgiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8 thoughts on “Seyahatin Kamera Arkasi

  1. Didem kalemin çok kuvvetli, lütfen daha sık yaz, daha sık okuyim ve paylaşıyım! Ne güzel yazmışsın, geçtiğimiz sırt çantalı seyahatimde oturup napıyorum ben diye ağladığım zamanlar olmuştu:) ama yoldayken bunlar yolun bir parçası, yolun bizi törpüleme şekli:) bir sonraki yazını bekliyorum;)

    1. Canim benim cok tesekkur ederim… Yolda yasadigimiz her tecrube bizi biz yapiyor, daha da guzellestiriyor… Ne mutlu bize 🙂

  2. Herşeye rağmen yaşanması gerekiyormuş yaşadın gördün .
    Asıl şimdi hayatına yön verecek kararı vereceksin
    Umarım senin için doğru olanı seçersin.
    Sonsuz başarılar ,sağlıklı bir yasam diliyorum.🙏💋

  3. Merhaba,
    Ben de “bu yaz on gün olsun, seneye 15 olur, arta arta bir gün kader beni de buralardan alır götürür” diye beklerken bugüne kadar en fazla 12 günlük rotalar ile ilerleyebilmiş olsam bile yolda olmak da, plan yapmak da, hayal etmek de güzel! Günün sonunda, kendi kendine garip bir güç kazandığın bir imtihan belki de! Bri keresinde, Dubrovnik’de pizza sosundan zehirlenip nerdeyse tüm geceyi 1 m2 banyoda geçirmese idim, ertesi sabah aç karna, hala midem bulanırken denize girmeye kalkıp bir yandan iki metre suda bir elim havada “help” diye bağırırken, diğer yandan “pasaportum çantada idi, ailemi bulurlar di mi” diye düşünmüş olmasa idim, hala ev-iş rutini dışına adım atamamış ofis insanlarının gereksiz, rutin kaprislerine katlanabiliyor olamazdım herhalde. Sağolsun, tek elle beni bir kaşık sudan çekirip çıkaran Alman ablalar! İyi yolculuklar.

  4. Kesinlikle katıldığım bir yazı olmuş, ellerine sağlık. Sıhhat yerinde olduktan sonra herşey hallediliyor, ancak işin psikolojik boyutu çok yıpratıcı. Ailemden, sevdiklerimden uzakta ben ne yapıyorum düşüncesi insanın içini kemiriyor. Ama dediğin gibi bu bir tercih, ve ne güzel ki kendi yaptığın tercihleri gönlünce yaşıyorsun.
    İyi yolculuklar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir