Browsed by
Yazar: Didemmollaoglu

Ayutthaya

Ayutthaya

Herkese gunaydin 😊 Bangkok’tan sonraki duragim Bangkok’a yaklasik 2 saat mesafedeki antik sehir Ayutthaya oldu 😊Hostel’de tanistigim Kaan’la birlikte 23 bahta trenle bu kucuk sehre geldik. Burasi 1350 yilinda kurulmus ve Siam Kralligi’nin Sukhothai’den sonra ikinci basketi olmus. O kadar buyumus ki zaman icinde Asya’nin en buyuk ticari ve en kozmopolit sehri olmus. 1700’lu yillarda bir milyon nufusuyla dunyanin en kalabalik sehirlerinden biriymis. 1767 yilinda komsu ulke Burma’nin saldirisiyla canim sehir yanip kul olmus ama hala daha antik sehir inatla ayakta duruyor. Ayutthaya’nin en guzel kismi sehri bisikletle rahatca dolasabiliyor olmaniz. Gunluk 50 bahta bisiklet kiralayip sehrin her bir yerini rahatca gezebilirsiniz 😊 Bisikletle rahatca dolasmanin disinda beni cok etkileyen Wat Mahathat tapinaginda agac koklerinin sarmaladigi Buddha basi oldu. Buraya gunu birlik gelen de var ama olur da yolunuz duserse 2 gun gecirin burda. Bisikletle kose bucak rahat rahat gezin 😊 Simdilik esen kaliniz efenim 🤗

 

Bangkok

Bangkok

Herkese Gunaydin 😊 Adadan sonra buyuk sehre pek de hazir degildim ama Bangkok’u gormeden de olmazdi. Asya’nin buyuk metropollerinden biri Bangkok. 12 saat suren yolculuk sonrasi sabah 5’te vardigimda Istanbul’dan beter bi trafik karsiladi beni 😊 Itiraf ediyim hic ozlememisim. Trafikten gidemeyince taksici beni saraya yakin bi parkta indirdi. Once kendimi olen krallari icin yas tutan siyahlar icindeki binlerce insanin arasinda yururken buldum. Biraktim kendimi kalabaliga, nereye giderlerse. Parkta kralin olumu dolayisiyla dagitilan ucretsiz corbayla once karnimi doyurdum, insanlari seyrettim. Sonra kalacagim hostele gittim. Bahcede birinin Turkce konustugunu duydum ve Kaan’la tanistim. Birakmis herseyi hic plan yapmadan cikmis yola 😊 Birlikte sehri dolastik. Facebook’tan tanidigim Bangkok Turkiye Temsilcimiz Sevgili Mehmet Karik ile Lumphini Park’ta tesadufen karsilastik. Hani sozlessek o kalabalikta birbirimizi bulma sansimiz yoktu. O aksam hem super dolunaydi hem de Loy Khortong Festivali’ydi 😊 Muz yapraklari icinde yanan kandillerin suya birakilisini izledik. Uzuntulerimizi, kirginliklarimizi biz de suya biraktik. Ertesi gun de sayfayi Facebook’tan takip eden Ozan Bangkok’ta oldugunu yazinca hep birlikte bulustuk 😊 Ozan da aynen isi gucu birakip kendini yollara vurmus. Birlikte Khao San Road’da takildik, sabah parkta meditasyonumuzu yaptik, Cin Mahallesi’ne gittik. Keyifli vakit gecirsem de tabi sehir hayati bana iyi gelmedi. 3 gun suren migren atagi ile sehir hayatini noktaladigimi bir kere daha anlamis oldum 😊 Simdi Bangkok’un kuzeyinde minik antik bir sehirdeyim… Ayutthaya… Burada bisikletle sehri dolasip, az dinlendikten sonra surpriz bir yere gidecegim 😊 Simdilik hoscakalin… Iyi hafta sonlari 🤗

 

Koh Phangan II

Koh Phangan II

10 gun sonra merhaba dunya 😊 8 gunluk vipassanayi (inziva) kafayi yemeden tamamladim ya da iyice kafayi yedim 😂 henuz normal yasama adapte olamadim, alismaya calisiyorum. Meditasyonu ilk kez Istanbul’da sevgili hocam Vajracaksu Dharmachari’den ogrenmistim ancak hic uzun sureli bir inziva tecrubem olmamisti. Daha once Malezya’da bi girisimim olmustu hatirlarsiniz ancak kabul edilmedigim icin yapamamistim. Guney Tayland’in en buyuk tapinaklarindan birine gitmeye karar verdigim gun, Koh Phangan’da yagmur altinda yururken beni motoruna alan David ile tanistim. Sohbet ederken Koh Phangan’dan vipassana icin ayrilacagimi soyledigimde adadaki tapinaklardan birinde vipassana olacagini ve cok degerli bir hocanin katilacagini soyledi. Ben de Koh Phangan’da yapmaya karar verdim. Ve boylece cok degerli hocamiz Antohny ile tanisma sansim oldu. Hayat iste tesadufler zinciri 😊 Toplam 10 gun tapinakta kaldim. Konusmak, telefon, yazi yazmak, kitap okumak, muzik dinlemek, dans etmek yasak. 8 gun boyunca sabah 4’te kalkip, tum gun meditasyon yapip, aksam 9da da yattik. Tahtadan halince bir yatakta, sert bir yastik uzerinde uyumaya calistik. Her gun yarim saat ormanin icinde dokulen yapraklari supurduk. Gunde sadece 2 ogun yemek yedik. O da sadece bugday ve meyve 😊 Biri saat 7.30da digeri 11.30’da sonrasinda ise saat 5te cay veya sicak cikolata. Dusumuzu kovalara doldurdumuz soguk su ile yaptik. Az yemeyi, ac gozlu olmamayi, olumlu ya da olumsuz hissettigimiz tum duygulari kabul etmeyi, azla yetinmeyi, sabirli olmayi ve sahip olduklarimiza sukretmeyi ogrenmeye calistik. Ozellikle Anthony’nin her gun bize verdigi 1.5 saatlik budist ogretileri ise sanirim bu 8 gunun en kiymetlisiydi. Anthony derslerinde ozetle sunu anlatti; “Icinde yasadigimiz sistem reklam uzerine kurulu koca bi balon. Surekli mutlu olmamiz gerektigi soyleniyor ve biz mutsuz veya stresli oldugumuz anlarda bu duygulari kabul etmek yerine bu duygulari reddetip ya kendimizi alisverise vuruyoruz ya da baska seylerle surekli mesgul ediyoruz. Ya gecmisi ya da gelecegi dusunuyor asla anda kalamiyoruz ve icimize donemiyoruz. Cunku bize surekli bir sey olmamiz gerektigi ogretiliyor. Ve siz inzivayi bir iskence veya hapisane olarak gorurken asil hapisanede yasadiginizi ve iskence gordugunuzu fark etmiyorsunuz bile. Cunku size ogretilen bunun normal oldugu. Ama yine de kendinizi mutsuz hissediyor ve surekli mutluluk icin arayis icine giriyorsunuz. Oysa hayat uzuntusuyle, kederiyle, kizginligiya, mutluluguyla bir. Bunu kabul etmediginiz surece huzura ermeyeceksiniz. Hic bir sey size ait degil, bedeniniz bile. Esyalara, insanlara ve duygulara bagli oldugunuz surece hic bir zaman tam anlamiyla ozgur olamayacaksiniz. Hic bir seyi kisisel algilamayin. Unutmayin hic kimse sizi uzmez veya sinirlendiremez. Siz uzulmeyi veya sinirlenmeyi tercih edersiniz.” Tabi bunca ogretiden ve pratikten sonra 5.gunumuzde makarna ve salatayi gorunce hepimizin gozu dondu. Soyle soyliyim sessizlik olmasaydi o an ciglik atabilirdim mutluluktan. Ac gozlu olmamizin ogretildigi gun nefsimize hakim olamadik 😂 Ama bunu da fark etmek ayrica guzeldi. Inzivanin en enteresan kismi da 80 yasinda Estonyali bir amcanin bizimle olmasiydi. Yasina ragmen hala hayati ve kendini kesfetmemeyi birakmamak ve bu gelisimin aslinda bir omur boyu surdugunu gormek benim icin en degerli tecrubelerden biriydi. Umarim bir gun hepiniz bunu deneyimler ve icinize bir yolculuk yaparsiniz. Ufak ufak alistirma yapayim diyenler Anthony gunde 3 ogun 10ar dakika meditasyon onerdi 😊 Hepiniz sevgiyle kalin 😇

Koh Phangan

Koh Phangan

Gunaydin 😊 sanirim Koh Phangan’a yerlestim ama henuz haberim yok 😊 11 gun oldu buraya geleli. Seyahate basladigimdan beri ilk kez bi yerde bu kadar uzun kaliyorum. Koh Phangan, dunyanin en cilgin partileriyle meshur. Ancak kralin olumu nedeniyle tum partiler iptal oldugundan ve henuz sezon baslamadigindan epey sessiz, sakin ve huzurlu. Tabi el altindan gizli partiler devam ediyor. Ancak Tayland’in guneyi sadece cilgin partiler, seks, uyusturucu ve alkolden ibaret degil. Isterseniz burada hayatinizin en huzurlu zamani gecirebilirsiniz. Yani ne istediginize bagli. Koh Phangan ise su ana kadar gezdigim Koh Lanta, Ao Nong ve Tonsai’den cok daha farkli bir enerjiye sahip. Dediklerine gore Koh Phangan’in enerjisinin guzel olmasinin nedeni adanin zemininin ask tasi yani kuartz tasi uzerinde olmasiymis. Burasi ayni zamanda Tayland’in spirutuel merkezi. Peyote kullanip gelecege yolculuk yapan da var ayahuasca kullanip icsel yolculuk yapan da 😊 En sevdigim tarafi ise hissettigim saf sevgi enerjisi. Yarin yine 10 gunluk bir vipassana girisimim olacak. Eger bir aksilik olmaz da kabul edilirsem 10 gun kadar yokum buralarda. O zamana kadar kendinizi ve etrafinizdakileri sevmeyi unutmayin 🤗 Simdilik esen kaliniz 😊

Koh Phangan’dan herkese merhaba

Koh Phangan’dan herkese merhaba

Yolda olanlar bilir yasadigimiz, tecrube ettigimiz duygular daha yogundur. Acisi da tatlisi da daha derindir. Uzakta olmak, yalniz olmak zordur. Tek basiniza kalirsiniz hissetiginiz o derin duygularla… Su aralar uzakta olmanin zorluklarini daha derin hissediyorum. 1 hafta icinde once aile dostumuz Hasan Amca’yi, sonra tertemiz kalpli aslan Dayimi ve cocuklugumun en guzel anilarinin gectigi mahallede cocukluk arkadaslarim Turkay ve Ilkay’in biricik anneleri Hamiyet Teyze’yi kaybettigimizi ogrendim. Epeydir icinde oldugum yolculugun zaman zaman aci kirilmalarini hissetsem de bu seferkiler daha aci oldu. Icimdeki fay hatlari bir bir kiriliyor. Kimi zaman kucuk artcilarla kimi zaman daha derin sarsintilarla. Degisiyor, baskalasiyorum. Tum bunlar olurken tasidigim duygusal yukleri de fark ediyorum. Kizginlik ya da kirginlik… Tasidigim fiziksel yuklerden cok daha agir, cok daha yorucu. Kayiplari yasarken aslinda her birimizin ne kadar kiymetli oldugunu fark ediyorum. 3 kurusluk dunyada her seyin gelip gecici oldugunu bir kez daha gosteriyor hayat. Ve diyor ki bana kimseye kizgin veya kirgin olma. Birak. Affet ve af dile. Elimden geleni yapiyorum. Ve simdi daha hafiflemis hissediyorum. Olum en buyuk ders derler ama 1 gun sonra ayni kosturmacaya doneriz kolayca. Bugun hayatinizda kendiniz icin guzel bir sey yapin. Kizgin ya da kirgin oldugunuz insanlari arayin. Sadece 1 dk. Gec olmadan, pisman olmadan. Affedin ya da af dileyin. Duygusal yuklerinizi atin. Daha cok sevin, daha cok sarilin. Inanin bundan daha kiymetlisi yok. Hepiniz iyi ki varsiniz ve hep olun. 🙏 Sevgiyle…

Sokak sanatiyla meshur George Town’dan

Sokak sanatiyla meshur George Town’dan

Sokak sanatiyla meshur George Town’dan herkese gunaydin 🙂 2 gun kalirim dedigim George Town’da 1 haftayi doldurmak uzereyim. Enteresan seyler olmaya devam ediyor 😊 Interrail grubundan Secil’in mesaj atmasiyla George Town’da tecrube ettiklerim degisiverdi. Secil vasitasiyla tanistigim Ang, sehrin hic bilmedigim ve belki de hic goremeyecegim yerlerine goturdu. Dun de
Motorsikletiyle Teluk Kumbar ve Gertak Sanggul diye balikci kasabasina gittik motorla. Koyun %95i Cinli… Tek bir yabanci yok. Sessiz mi sessiz. Cocuklarin sokakta oyun oynadigi, insanlarin sohbet ettikleri koylerden. Donuste ise 55 yildir yasadigi jettye geldik. Ve gece jettyde kaldim. Jettyler denin kenarindaki gecekondular. Ahsap zeminin asagisi deniz… Gece yer yataginda yattim, denizin sesini dinleyerek. Ang ise baska yer olmadigi icin bir kartonun uzerinde uyudu. Cok az esyalari var… Televizyon yok. Ang esyaya bagli yasamanin yanlis oldugunu dusunenlerden cunku 😊 Bugun ise Vipassana’ya katilmak icin Malezya Budist Merkezi’ne gidecegim. Eger kabul edilirsem, 10 gun boyunca telefon veya hoca disinda biriyle konusmak yasak. Gunde 10 saat meditasyon. 10 gun boyunca. Olanlari, tesadufleri heyecanla gulumseyerek izliyorum 🙂 Simdilik esen kaliniz…

 

Malezya’nin Karadenizi Cameron Highlands…

Malezya’nin Karadenizi Cameron Highlands…

Ucsuz bucaksiz cay tarlalari ile yesile doyamadigim yer… Deniz seviyesinden yaklasik bin metre yuksekte oldugu icin gunduz 20, gece ise 12 derecelerde Taman Negara’da neredeyse 40 dereceyi group, Cameron Highlands’da 20 dereceyi gormek iyi geldi ne yalan soyliyim 🙂 Taman Negara’da tanistigim Luca ve Alex ile birlikte trekking yapacagimiz yere otostop cekerek, bir pikabin arkasinda gittik. Ardindan 1.5 saat suren zorlu bir tirmanis… Annapurna’dan sonra artik her yer cerez diyecegim ama burada baya iplerle tirmandigimiz yerler oldu ve 2 bin metreye ciktik Ardindan Malezya’nin en eski Cay Fabrikasi Boh’a yine otostop cekerek gittik. Cay tarlalari arasinda, yesilin icinde kendimizi kaybettik… Hadi bir de cilek tarlalarini gorelim dedik ve yine otostop cektik. Balayinda olan cok tatli bir ciftle tanistik. Cocuk musluman, kiz da Malezya’nin Borneo adasindan hristiyan. Malezya’da kanuna gore bir muslumanin musluman ile evlenmesi gerektiginden kiz dinini degistirmis ve musluman olmus. Ama aslinda onlar icin dinin pek de onemi yok. Devlet boyle uygun gordugu icin yapmislar. Hep birlikte cilek tarlasini gezdikten sonra bizi yemege goturduler… Yolda boyle guzel insanlarla tanistikca daha mi umutlu oluyorum ne 🙂

HINDISTAN (BOLUM-II)

HINDISTAN (BOLUM-II)

Bir ulkenin daha sonuna gelmis bulunuyorum 🙂 2 hafta kaldigim Hint Okyanusu’nun incisi Sri Lanka, guzelligiyle, modernligiyle, temizligiyle beni gercekten cok sasirtti… Sri Lankalilar soyle dermis: Eger Sri Lanka’yi sevmek istiyorsan, Hindistan’dan sonra gelmelisin 🙂 Hindistan’dan sonra gitmem midir sebep bilmiyorum ama dogasini, denizini cok sevdim ama en cok da guler yuzlu insanlarini 🙂
Sri Lanka nufusunun %70’i Budist, %12’si Hindu, %10 Musluman, %8’i ise Hristiyan… Aman ne guzel herkes bir arada gul gibi gecinip gidiyor gibi dusunuyorsunuz ama koca okyanusun ortasinda 20 milyon nufuslu bu minnak ulke ve insanlari zamaninda az cekmemis. Budistler ve Tamelliler arasinda 30 yil suren ic savasta 100 bine yakin insan hayatini kaybetmis… Sri Lankalilarla sohbet ettigimde hala bu konuyla ilgili konusmaktan cekindiklerini fark ettim ve ogrendim ki bu kadar guler yuzlu ve sicak insanlar olmasina ragmen Sri Lanka, ihtihar oraninin en yuksek oldugu ulkeler arasinda ilk 5’teymis…
2009 yilinda ic savasin bitmesiyle ulkenin kendisi de turizm de gelismeye baslamis. Eskiden sahil kenarlarinda yoksul insanlar yasarken, turizmin gelismesiyle birlikte sira sira oteller yapilmaya baslamis… Ozellikle Avrupalilarin su siralar goz bebegi…
Umarim bu guzel ulke bozulmadan tum dogalligini korumayi basarir… Sri Lanka seni ve guzel insanlarini pek sevdim… Beni en guzel sekilde agirladigin icin tesekkur ederim
Ve 4.ulke Malezya, Sana da Merhaba 🙂

 

 

HINDISTAN (BOLUM-I)

HINDISTAN (BOLUM-I)

Seyahatimin 2. Duragi Hindistan… 2 ayda 17 sehir… Varanasi’den Madurai’ye kadar uzanan upuzun bir yolculuk… Her biri ayri dunya, her biri farkli kultur… Resmi olarak 20 farkli dil konusuluyor. Ancak resmi olmayanlari da eklerseniz binlerce farkli dil ve lehce kullaniliyor… Bir eyalette yasayan diger eyalette yasayanin dilinden anlamiyor… Alfabeleri bile farkli… Anlasmak icin eger biliyorlarsa Ingilizce konusuyorlar…

Hindusu, Hristiyani, Budisti, Sikhi, Muslumani, Musevisi bir arada yasiyor… Saygiyla, sevgiyle… Hangi dindensin diye sordugunda ínsanim once, dinleri insan yaratmis diyeni de var… Askili tisort giydin diye dakikalarca gozunu dikmeden bakani da… Yemegini paylasan Hindusu de var, seni kaziklamaya calisan muslumani da…

Read More Read More

Hic Bir Karsilasma Tesaduf Degil!

Hic Bir Karsilasma Tesaduf Degil!

Udaipur’dan Mumbai’ye gidiyoruz… Ahmet, Tulay ve Sinan’la…  Bir yandan Shanker Mahadevan ve Pandit Jasraj’dan Hanuman Chalisa adlı parça çaliyor… Yol boyu pirinç tarlaları, ağaçlar… Şehirlerde göremediğimiz yeşili yol boyunca görüyoruz… Tıngır tıngır giden trende, kapısı açık vagondan rüzgar yüzüme vura vura geçtiğimiz manzarayı seyretmek huzur veriyor… 29 yaşında Hintli bi çocukla tanışıyoruz… Ne kadar temiz yüzlü… Dünya Arkadaşlık Günümüzü kutluyor…

20160807_095535

Yola çıkalı 68 gün olmuş… Düşünüyorum da ne çok insan ne çok hikaye… Her biri bir armağan benim için, her biri bir ayna hem de en buyugunden… Kalbime, aklıma dokunan…

Beni gideceğim yere kadar götüren Nepalli Amca, evi depremde yıkılan ve çadırda kalıp beni ufacık yerde ağırlayan Nepalli aile, annesinin kendisi için yaptığı yemeği bizimle paylaşan Hintli çocuk, şekerim düşünce bana ellerinde ne yiyecek varsa veren Hintli aile ve şimdi de trende bize Samosayı 10 rupi yerine 20 rupi’ye satmaya çalışan satıcıyla tartışan Hintli çocuk…

Tek başına çıktığım yolculukta bir de yolumun kesiştikleri, yola birlikte devam ettiklerim var… Yolculuğun ilk günü  Katmandu’da tanıştığım çok sevdiğim Ayfer Hocamın Mumbai’de yaşayan öğrencisi Asmin… 8 yıl önce Kaş’ta tanıştığım ve 1,5 senedir yolda olan Tülay sayesinde tanistigim ve yola birlikte devam etmeye karar verdiğim Ahmet… Rishikesh’te tanıştığımız, ardından Amritsar’da Golden Temple’da karşılaştığımız Arjantinli Fermin… Yine Amritsar’da yolumuzun kesiştiği ve Jaipura hep birlikte gitmeye karar verdiğimiz İspanyol Alex… Jaipur’da tanıştığımız Hollandalı Mark… Jodhpur’da Hostelde tanıştığımız Alman Sean… 8 yıl sonra ilk kez Hindistan’da görüştüğüm Tulay…. Jaisalmer’de tanıştığımız Sinan…

20160805_203139

20160802_175021

Biliyorum ki bu karşılaşmaların, kesişmelerin hiç biri tesadüf değil… Herkes kendi yolculuğunu yaşarken, kendi adına öğrendikleri, deneyimledikleri özel… Yolumun kesistigi guzel insanlarin tuttugu aynada bazen gordugum aci verse de ben kendi payıma düşeni şükranla kabul ediyorum… Hücrelerime, iliklerime işlemiş her bir kalibin çöküşünü büyük bir keyifle izliyorum…

George Bataille şu an yaşadığım deneyimi Acephale’de şöyle izah ediyor;

Kendimi huzura terk ettim, ta yok olana kadar
Savaşımın sesleri nehirlerin denizde ve yıldız parçalarının gökte kaybolmaları gibi ölümde kaybolurlar
Savaşın kuvveti eylemin sessizliğinde elde edilir
Huzura giriyorum, bilinmeyen bir arzuya giriyor gibi
Bu bilinmeyen arzuya dalıyorum
Bu bilinmeyen arzuda kendime dönüşüyorum